Hayatta neredeyse herkesin en az bir kez kapısını çalan, genellikle en olmadık zamanlarda (özellikle de gece yarısı) uykudan sıçratarak uyandıran o sinsi hissi çok iyi biliriz: Diş ağrısı. Diş ağrısı, dişin kendisinde veya çevresindeki dokularda meydana gelen, hafif bir sızıdan zonklayıcı ve dayanılmaz boyutlara ulaşabilen ağrı durumudur. Birçok insan ağrı ilk başladığında ağrı kesicilerle veya kulaktan dolma yöntemlerle bu sızıyı geçiştirmeye çalışır. Oysa diş ağrısı kendi başına bir hastalık değil; dişinizin içinde geri dönülmez bir hasarın başladığını gösteren çok net bir alarm sinyalidir.
Dişlerimiz dışarıdan bakıldığında oldukça sert kemik yapılar gibi görünse de, içlerinde "pulpa" adı verilen, kan damarları ve sinirlerden oluşan çok hassas, canlı bir merkez barındırır. Bu merkeze zarar veren her durum, şiddetli bir ağrı olarak bize geri döner. İşte en yaygın sebepler: İlerleyen Diş Çürükleri: Her şey aslında çok basit bir ihmalle başlar. Dişler düzenli temizlenmediğinde yüzeyde biriken diş plağı nedir hepimiz çok iyi biliyoruz; asit üreterek diş minesini eriten tabaka. Bu plaklar zamanla dişin dış koruyucu tabakasını deler ve derin bir diş çürüğü oluşturur. Çürük, dişin içindeki sinirlere ulaştığında ise o dayanılmaz, zonklayıcı ağrı başlar. Derin Diş Taşları ve Enfeksiyonlar: Ağızda temizlenmeyen plaklar zamanla taşlaşır. Düzenli olarak diş taşı temizliği yaptırmamak, bakterilerin diş etinin altına sızmasına neden olur. Bunun sonucunda gelişen diş eti iltihabı ve buna bağlı yaşanan kronik diş eti kanaması, diş kökünü çevreleyen dokuların hastalanmasına ve dişin kökünden kaynaklanan şiddetli ağrılara yol açar. Diş Çatlakları ve Kırıklar: Sert bir gıdayı ısırırken ya da bir travma sonucu dişte meydana gelen gözle görülmeyen mikro çatlaklar, sıcak ve soğuk gıdalar tüketildiğinde sinirleri doğrudan uyararak keskin bir sızıya neden olur. Gömülü Dişler (20'lik Dişler): Çene kemiğinde kendine yer bulamayan ve çıkmaya çalışan yirmi yaş dişleri, öndeki dişleri sıkıştırarak veya etrafındaki diş etini iltihaplandırarak ciddi bir ağrı odağı oluşturur.
Gece yarısı başlayan bir ağrıda diş hekimine ulaşana kadar durumu kontrol altına almak için şunları yapabilirsiniz: Tuzlu Su ile Çalkalayın: Bir bardak ılık suya bir çay kaşığı tuz atarak gargara yapmak, ağız içindeki dezenfeksiyona yardımcı olur ve ödemi azaltır. Soğuk Kompres Yapın: Ağrının olduğu yanağın dış kısmına havluya sarılmış buz uygulamak, o bölgedeki kan dolaşımını yavaşlatarak ağrıyı hafifletir. Asla Yapmayın! Dişin üzerine doğrudan alkol, kolonya, tütün veya aspirin basmayın. Bu maddeler diş etinizi yakarak var olan ağrının yanına bir de kimyasal yanık ağrısı ekler.
Unutmayın; ağrı kesiciler sadece o anlık sinir iletimini keser, ağzın içindeki çürüğü veya enfeksiyonu yok etmez. İlacın etkisi geçince ağrı daha şiddetli bir şekilde geri döner. Diş ağrısından kalıcı olarak kurtulmanın tek yolu, bir diş hekiminin ağrının kaynağını tespit edip oraya müdahale etmesidir (dolgu, kanal tedavisi veya gerekli durumlarda çekim). Unutmayın, erken müdahale her zaman dişinizi kurtarır!