Şiddetli bir diş ağrısıyla karşılaştığımızda veya büyük bir çürükle yüzleştiğimizde, o anki acının veya endişenin verdiği psikolojiyle pek çoğumuzun aklından şu cümle geçer: "Acaba bu dişi çektirip tamamen kurtulsam da yerine tertemiz bir implant mı yaptırsam?" Günümüzde implant tedavilerinin sunduğu yüksek başarı oranları ve estetik sonuçlar, maalesef hastalarımızda doğal dişi kolayca gözden çıkarma eğilimi yaratabiliyor. Ancak modern diş hekimliğinin altın kuralı şudur: Dünyadaki en gelişmiş yapay materyal bile, sizin kendi doğal dokunuzun yerini tam anlamıyla tutamaz. Peki, sorunlu da olsa kendi dişinizi iyileştirmek için çabalamak neden her zaman implanttan ve çekimden önce gelmelidir?
Kendi dişlerimiz çene kemiğine doğrudan, sert bir şekilde yapışık değildir. Diş kökü ile kemik arasında, çiğneme kuvvetini emen ve bir nevi "amortisör" görevi gören çok ince, esnek bir doku ağı (periodontal ligament) bulunur. Siz sert bir kuruyemiş ısırdığınızda, beyninize o sertliği ileten ve ne kadar kuvvet uygulamanız gerektiğini söyleyen mekanizma tam olarak bu dokudur. İmplantlar ise çene kemiğine doğrudan kaynar. Bu amortisör sistemine sahip olmadıkları için çiğneme hissiyatı doğal bir diş kadar hassas değildir. Orijinal dişinizi ağızda tuttuğunuzda, doğanın milyonlarca yılda geliştirdiği bu kusursuz hissetme ve kuvvet dağıtma mekanizmasını da korumuş olursunuz.
İmplant tedavisi, kaybedilmiş bir dişin boşluğunu doldurmak, çene kemiğini erimeye karşı korumak ve çiğneme fonksiyonunu geri kazandırmak için elimizdeki en muazzam tedavidir. Ancak implant, hastalanmış bir dişin "alternatifi" değil; artık kurtarılamayacak durumda olan veya önceden kaybedilmiş bir dişin tedavisidir. Nasıl ki parmağınızda bir enfeksiyon olduğunda ilk seçenek onu kesip yerine son teknoloji bir protez parmak takmak değilse, enfekte olmuş bir dişte de ilk seçenek onu çekmek olmamalıdır.
Doğal dişi ağızda tutmanın en yaygın tedavilerinden biri kanal tedavisidir. Toplum arasında "çok ağrılı" veya "zaten bir süre sonra o diş kırılır" şeklinde dolaşan şehir efsaneleri, hastaların bu tedaviden çekinmesine neden olur. Oysa güncel teknolojiler sayesinde kanal tedavisi artık korkulacak bir süreç değildir. Gelişmiş döner alet sistemleri, dijital ölçüm cihazları ve güçlü lokal anestezikler sayesinde işlem tamamen ağrısız ve çok daha hızlı bir şekilde tamamlanmaktadır. İçi temizlenip güçlendirilmiş ve üzerine doğru bir dolgu (veya porselen kaplama) yapılmış bir diş, size bir ömür boyu kendi dişiniz olarak hizmet etmeye devam edebilir.
Bir dişi kanal tedavisi kurtarmak sadece biyolojik olarak değil, pratik olarak da en mantıklı yoldur. Kendi dişinize uygulanacak bir kanal tedavisi ve dolgu işlemi genellikle bir veya iki seansta biter. Ancak diş çekilip implant yapılmaya karar verildiğinde; çekim yarasının iyileşmesi, implantın kemiğe kaynaması ve üst yapısının (porselenin) yapılması bazen uzun süren bir takvime yayılır. Ayrıca doğal dişi kurtarmak, gelişmiş bir implant cerrahisine kıyasla genellikle çok daha ekonomik bir çözümdür. Ağız sağlığınız için en iyi malzemenin sizin kendi doğal diş mineniz ve kökünüz olduğunu biliyoruz. Ağrıyan veya çürüyen dişinizi kaderine terk etmeden önce, onu kurtarmak için güncel tıbbın sunduğu tüm alternatifleri değerlendirmek üzere kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.